Aile kurmaya karar vermeden önce sormanız gereken sorular
AŞK , YAŞAM / 19 Şubat 2018

Aile kurmak istemenin altında nasıl hisler beklentiler düşünceler vardır? Yani içinde bulunduğu maddi durumdan kurtulmak veya bekarken içinde bulunduğu manevi ortamı değiştirmek gibi. Yani “bir şeylerden kaçmaya mı çalışıyorum?” Sorması gereken diğer bir soru, ister erkek olsun ister kadın “aile kurduktan sonra bu kişiyi değiştirmeye mi çalışıyorum?” Bu yanılgıya düşmemek gerekir. Değişebilecek tek şey vardır; o da kendinizsinizdir. “Ben, kendimdeki kötü saydığım huylarımı nasıl olsa değiştiririm, önce eşimden başlamalıyım” diyorsanız, büyük bir yanılgının içindesiniz demektir. Yaşam döngüsünün ilk aşamasında aile kurmayı isteyen birey, hem fiziksel hem duygusal olarak ailesinden ayrılacağı için kendi ailesini kurabilecek yeterliliği olmalıdır. Eğer kişi bireysel anlamda hazır olmadan ailesinden ayrılırsa, bu durum genellikle öfkeye anksiyete veya ürkekliğe içine kapanmaya neden oluşturabilir. . Yani kişinin, kendi ayakları üzerinde durabilecek yetiye gelmesi gerekir. Aile kurmaya başlamadan önce gençlerin bir meslek sahibi olmuş, kendi geçimlerini sağlayabilecek sorumluluğu olması da önemlidir. Anne ve babasına güvenip aile kuran kişilerin zamanla mağduriyet yaşayabildikleri, ruhsal bunalıma düştükleri vakidir. Evlenecek çiftlerin, birbirlerinin aile yapılarını da öğrenmeleri önemlidir. Ailede denklik esastır. Yaşayış, düşünüş, felsefe bakımından fark ne kadar artarsa bireylerin uyum sağlamak için verdikleri çaba bazen evliliğin zararına bile olabilir. Bunların ötesinde, bir insanın hayatını başka biriyle birleştirme kararından önce kendini bilmesi ve tanımasıdır çok…

Uzun ömürlü bir ilişkinin sırrı
AŞK / 16 Kasım 2017

Amerikalı matematikçi Hannah Fry, yaptığı araştırmalarda ayrılma riski düşük olan çiftlerin genelde birbirleri ile pozitif etkileşim içinde kalırken, ayrılma olasılığı yüksek çiftlerin kolayca negatif etkileşim sarmalına girdiklerini tespit etti. Aşkın matematiği Fry, sağlam ilişkilerin en iyi belirleyicisinin çiftlerin birbirlerine ne kadar pozitif veya negatif yaklaştıkları olduğunu anlatıyor. Araştırmanın en ilginç bulgusu ise çiftlerin negatiflik eşiği ile ilgili. En başarılı ilişkiler, çiftlerin birbirlerinin negatif davranışları karşısında sabredip, çok önemli bir şey olmadığı sürece tepki vermediği ilişkiler değil. Problemleri hemen çözenler daha istikrarlı Sanılanın aksine, çiftler negatif hissettikleri durumları hemen dile getirip problemleri çözmeye çalıştıklarında daha sağlıklı ve uzun ömürlü bir hale geliyor. Bu eşlerin küçük sorunları içlerinde biriktirip, zamanla giderek yıpranıp, patlama noktasına gelmelerine engel oluyor. Birbirlerine pozitif yaklaşan çiftlerden biri kötü bir davranışta bulunduğunda diğeri bu davranışı olağan dışı görüp fazla kafaya takmıyor. Örneğin, eşi akşam eve gelip bütün akşam söylendiğinde bunun iş stresinden veya kötü bir gün geçirmesinden kaynaklı olduğunu düşünüp aldırmıyor. Negatif ilişkilerde ise durum tam tersi. Kötü davranış şekli karakter özelliğine bağlı sürekli tekrar eden bir durum olarak algılanıyor. Yine aynı örnekten yola çıkarsak, eşlerden birinin akşam eve gelip söylenmesi onun negatif kişiliği ve benmerkezciliğinden kaynaklı tipik bir durum olarak algılanıyor.

Modern ilişkiler neden daha kırılgan
AŞK / 28 Ekim 2017

İlişkiler üzerine yapılan her konuşmada muhakkak duyacağınız şeylerden biri de eskiden böyle olmadığı. Şartlar daha zor olsa da evlilikler ve ilişkiler daha uzun ömürlüydü. Her şeye, her an ulaşabildiğimiz bu çağda ise ilişkiler adeta havadan nem kapıyor. Peki neden? İşte cevaplar… 1. Hazır değiliz Çoğu zaman, uzlaşmaya, kendimizi feda etmeye ve koşulsuz olarak sevmeye hazır değiliz. Beklemek istemiyoruz, bir anda her şeye sahip olmalıyız. Duygularımızı tam anlamıyla yaşamaya bile izin vermiyoruz. Hislerimizi bir bohçaya doldurup zamana bırakıyoruz. 2. Aşkı diğer duygularla karıştırıyoruz Modern zamanlarda, yalnızlığımızı bir nebze paylaşacak, bizi sık sık arayacak, birlikte sinemaya gidecek sosyal zeminli ilişkiler kuruyor, öyle insanları tercih ediyoruz. Bizi anlayan, bizi hem acı çektiğimizde hem de mutlu zamanlarımızda destekleyecek bir kişiyi değil. Can sıkıcı hayatları sevmiyoruz ve bu yüzden hayatlarımızı maceraya dönüştüren neşeli bir arkadaş arıyoruz. 3. Maddiyatta sıkıştık Sevgi için zaman ve alanımız yok çünkü her şeyimizi para kazanmak için harcıyoruz. 4. Anında bir sonuç bekliyoruz Aşık olduğumuz zaman ilişkilerimizin olgunlaşmasını istiyoruz. Ancak mümkünsü bu çok da uzun sürmesin istiyoruz. Hiçbir şeyin kendimizde, zamanımıza hatta sevgimize değmediğini düşünüyoruz. 5. Deneme yanılma ilişikler yaşıyoruz Günümüzde çoğunluk tek bir insanla hayatını geçirmek istemiyor. Adaylar arasında tercih yaparak daha iyi olduğu düşünülen kişi diğerine tercih ediliyor. Yani…

Aşkınızı Ömrünü Belirleyen Hareketler
AŞK / 19 Ağustos 2017

İlişki, yalnızca iki insanın bir araya gelmesi değil , birbirini anlayan ve seven iki insanın bir araya gelmesidir. Modern zamanlarda ilişkiler gittikçe kısalıyor. Oysa sonunda evlilik olsa da olmasa da herkes uzun süreli birliktelikler istiyor. Peki sizin yaşadığınız ilişkinin ömrü ne kadar? Bunu anlamak bu işaretlerle mümkün. İşte ilişkilerin uzun süreceğini gösteren işaretler. İçgüdülerinizle hareket ediyorsanız Aslında ilişkinin ömrünü tahmin etmek için yapılan test oldukça basit. Bir grup bilim adamı, mutlu çiftler üzerinde bir test yaptı ve sevgililerinin resimlerini gösterdikten sonra onların mutlu mu yoksa üzgün mü olduğunu söylemelerini istedi. “Üzgün” olduğunu söylemek için resimlere uzun uzun bakanların daha mutlu bir ilişkileri olduğu ancak üzgün resimleri çabucak söyleyenlerin ise sonlarının ayrılık olduğu görüldü. Bunun nedeni, mutsuz çiftlerin eşlerinin resimlerini gördüklerinde zaten “üzgün” olması ve bu nedenle hızlı ve kolay bir şekilde resmi üzgün olarak nitelendirmesi. Onunla birlikteyken mutlu ve huzurluysanız Sevgiliniz yokken, huysuz, mutsuz ve güvensizken, hayatınıza giren birisi aniden büyülü bir etki mi yaratıyor? Eğer sevgiliniz sayesinde daha iyi ve huzurlu olduğunuzu hissediyorsanız, ilişkiniz muhtemelen uzun sürecektir. Mutluluk için birbirinize bağımlı değilseniz Evlilik gerçekten mutluluk kaynağı olabilir ama tek mutluluk kaynağı değildir. Sadece evlilik, mutluluk getirmez. Bilinçli tercihler yaptıysanız Gerçekten düşününce bu çok tehlikeli bir kavram. Ruh eşi kavramı…

Aşkı yüzünden 33 yıl akıl hastanesinde kalan sanatçı: Camille Claudel
AŞK / 5 Mayıs 2017

Camille’nin hikayesi basite indirgendiğinde bir öğretmen öğrenci aşkı olsa da, onun ödediği bedel ağır olmuştur. Hayatı, ailesi, insanlar, en başta da Rodin ona hiç adil davranmamıştır. Hayata gözlerini başka açmıştı Fransa’da zengin sayılabilecek bir ailenin ilk çocuğu olarak 1864’te Aisne’de dünyaya geldi Camille. Hayatı boyunca yanında olacak olan tek insan, küçük erkek kardeşi Paul kendisinden 2 yıl sonra doğdu. Camille hem diğer çocuklardan farklı hem de onlarla aynıydı. Her çocuk gibi taşlave çamurla oynardı. Ancak onlardan farklıolarak çamuru şekillendirme konusunda fazlasıyla yetenekliydi. Camille doğuştan bir heykeltraş olarak dünyaya gelen sanatçı ruhlu insanlardan biriydi. Fransa’da sanat eğitimi Ne yazık ki o devirde Fransa’da kızların Paris’teki sanat akademilerinde eğitim almaları yasaktı. Ancak parasını ödedikleri takdirde ünlü heykeltraşlardan özel ders alabilirlerdi. Camille’nin babası eğitimli ve anlayışlı bir adamdı. Çevrenin baskısı, dar görüşlü insanların bitmek bilmez görüşleri karşısında durarak kızının büyük bir sanatçı olmasını destekliyordu. Bu sebeple özel ders alabileceği bir heykeltraş araştırmaya başladı. Babasının attığı bu ilk adım Camille’nin dönüm noktası olacak, bundan sonraki hayatı tamamıyla bugüne göre şekillenecekti. Fransa’da kadın olmak Fransa’da kadınlar için hayat bugünkü gibi ilerlemiyordu. O yıllarda kadınlar Fransa’da bile ikinci sınıf insan kategorisindeydi. İşte böyle bir dönemle ünlü heykeltraş Rodin ile ilk özel dersine başlamıştı. Camille, 19 yaşında…

Hissettiğiniz gerçek aşk mı kara sevda mı?
AŞK / 5 Mayıs 2017

Hepimiz az çok yaşamışızdır adına kendi içimizde aşk dediğimiz duyguyu. Peki ama aşkın gerçek karşılığı ne? Bir kadın ya da erkeğe duyulan her duygunun zirvede yaşandığı anların toplamının adı mı sadece? Ya da madem bir kere tanımlanabilecekse eğer, neden bunca tanımı var? Üzerine milyarlarca kitap yazılmış, filmler çekilmiş… Üstelik bir de Tanrı’ya duyduğumuz aşka benzetilerek başlanmış en afilli anlatımlara… Uzmanların düşünce ve araştırmalarına göre aşk, kendinizden öte karşınızdakini düşünebiliyorsanız var. Yani ben merkezli bir düşünce sisteminde kaldığınızda bunun adı kara sevda oluyor. Siz de aslında karşınızda büyük bir çekimle bağlandığınız insanı sadece beğeniyorsunuz. Bu durumda aşkın içinizdeki karşılığına aşıksınız. Bu duygu içinizde kocaman bir boşluk ve bir yandan da birikmişliklerin toplamı. Aşkın tanımı mümkün mü Aşk, bir farkındalık hali aslında. Kendinden kaçarken kendine yönelme, kendini tanıma, nihayetinde bencillik anı. Sırça köşkümüze oturttuğumuz o mükemmel prens/prenses nasıl olur da kendinden başka herkesi görüş alanımızdan çıkarır. Bir anda aşk dolarız bütün hücrelerimizle. Ama yine de gözlerimizi her şeye kaparız işte. Aşık olma anında hiçbir şeyin doğruluğunun bir önemi kalmaz. Şu hayatta her şeyi yanlış anlayıp mutsuzluğumuza katık ettiğimiz gibi aşkı da ekleriz haneye. Aşk, olağanüstü hal ilan edilmesi gereken bir durum değil, savaş da. Gözlerimizi kapatıp ne kadar yaşarız ki aşkı? Halbuki,…

error: Content is protected !!