Kalp krizi kadınlar daha ölümcül!
Genel , SAĞLIK / 11 Mart 2018

Kalp krizinin klasik belirtileri olan göğüs, sırt, çene ve kol ağrıları kadınlarda görülmüyor. Kadınlarda kalp krizinin erkeklere oranla 1.5 kat ölümcül olduğuna dikkat çeken uzmanlar, bunun nedeninin de acil servise geç başvuru olduğunu belirtiyor  Özel OFM Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Atakan Yanıkoğlu klasik kalp krizi belirtilerinin göğüste, kollarda, sırtta künt ağrılar ile çeneden iki kola yayılan ağrı olduğunu belirtti. Uzm.Dr. Atakan Yanıkoğlu, kadınların yüzde 50’sinde krize yakın dönemde ve kriz anında göğüs ağrısı olmadığını kaydetti. Uzm.Dr. Atakan Yanıkoğlu, “Klasik belirtiler, yani tipik olarak acil servise getiren göğüs ağrısı olmadığı için kadınlarda durum ötelenebiliyor ve geç tanı alabiliyor” dedi. KADINLARDA KALP KRİZİ BELİRTİLERİ NELER? Kadınlarda kalp krizi belirtileri olan yorgunluk ve nefes darlığının zaman zaman farklı nedenlerle de ortaya çıkabildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Atakan Yanıkoğlu, “Ancak her insanın bir efor kapasitesi vardır. Eğer günlük işleri aksatacak kadar, daha önce rahatlıkla yapılan biri işi yaptırmayacak şekilde ağır bir yorgunluk, nefes darlığı yakınmaları varsa bu kalp krizi belirtileridir” diye konuştu. 1.5 KAT DAHA ÖLÜMCÜL Kadınlarda kalp krizinin erkeklere oranla 1.5 kat daha fazla ölümcül seyrettiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Atakan Yanıkoğlu, “Kadınlarda geç tanı konulmasının, bu durumda etkili olduğunu biliyoruz” dedi. Uzm.Dr. Atakan Yanıkoğlu, kadınların kalp krizi açısından menopoz sonrasında erkekler kadar risk taşıdığına da…

Emina Sandal sessizliğini bozdu

10 yıllık eşi Mustafa Sandal’la boşanma kararı aldıkları haberleriyle gündemde olan Emina Sandal, küçük oğlu Yavuz’un 6’ncı yaş gününü dün bir alışveriş merkezinin oyun salonunda kutladı. Mustafa Sandal, işleri nedeniyle partiye katılamadı. Basın mensuplarıyla sohbetinde “Boşanıyoruz, her şey net” diyen şarkıcı, sosyal medya hesaplarında soyadını Jahovic yapması sorulunca “Soyadımı henüz değiştirmedim, kendi ülkemde öyle tanınıyorum. Ama dava bittikten sonra değiştireceğim” yanıtını verdi. Eski sevgilisi Marko Miskoviç’le yeniden görüşmeye başladığı haberlerine ise tepki gösteren Emina Sandal şunları söyledi: “Sırp basını, 14 yaşımdan beri benimle ilgili hiçbir skandal bulamadı. Şimdi fırsatı değerlendirip böyle haberler yapıyorlar. Ama ben Marko’yu 11 senedir hiç görmedim.” Sandal “Ne onunla bir yerde oturdum ne de kahve içtim. Benim hayatımda şu an kimse yok. Uzun zaman da olmasını istemiyorum. Sadece çocuklarım için çabalayacağım” dedi. Çocukları Yaman ve Yavuz’un ayrılık sürecinden olumsuz etkilenmediklerini söyleyen Emina Sandal, “Çocuklar o süreci atlattı” dedi. Sandal, oğullarının velayetinin kendisinde kalacağını belirtti.

Ünlü isimlerden kelebek çocuklar için anlamlı buluşma

Tedavisi olmayan bir tür su toplayan deri hastalığı olan kelebek hastalığına yakalananlar için Tülin Kanun’un ev sahipliğinde yardım gecesi düzenlendi. Yardım gecesine cemiyet, iş, siyaset ve sanat dünyası yoğun katılım gösterdi. Sosyal sorumluluk projelerine verdiği destekle cemiyet dünyasının hatrı sayılır isimlerinden olan Çiğdem İşbilir Kurt yardım gecesi hakkında ‘’Kelebek çocukların tedavisi yok, medikal anlamda kremlerle tedavi oluyorlar ama çok üzücü çoğunu kaybediyoruz, yaptığımız resimler inşallah satılır, çocuklara bir faydası olur’’ şeklinde duygularını ifade etti.İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu , NG Güral YKB Gülsüm Güral, Tikad Başk. Nilüfer Bulut, Ajda Pekkan, Monik İpekel, Arzu Sabancı, Sibel Vatandost, Dursun Özbek, Çiğdem Kurt, Britzz Mobilya YKB Özcan Ata, Ayşe Cevahir, Berrin Güzeliş, Bülent Serttaş gibi toplumun önde gelen isimleri ‘Kelebek Çocuklar’ için ellerine fırçayı aldılar. Okan Karacan‘ın da müzayedesini yönettiği gecede, Muazzez Ersoy sahne aldı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yaptığı tabloyu Onur Sürmeli ve Ayşe Cevahir ortak olarak 500 bin TL’ye Monik İpekel, kendi yaptığı tabloyu 5 bin TL’ye, Arzu Sabancı’nın yaptığı tabloyu Levent Bilek 40 bin TL’ye Bülent Serttaç’ın yaptığı tabloyu Elif Dila Konukoğlu 30 bin TL’ye Çiğdem Kurt’un yaptığı tabloyu Alper Sürücü 10 bin TL’ye Gülsüm Güral’ın yaptığı tabloyu Alper Sürücü 17 bin 500 TL’ye Nilüfer Bulut’un yaptığı tabloyu Ayşe Cevahir 100 bin TL’ye Sibel Vatandost’un yaptığı tabloyu Behruz Vatandost 20 bin TL’ye Berrin Güzeliş’in yaptığı tabloyu eşi Kerim Güzeliş 30 bin TL’ye Ayşe Cevahir’in yaptığı tabloyu Özcan Halaç 50 bin TL’ye…

Kaşlarınız dökülünce bakışlarınız sertleşiyor
ERKEK , Genel , GÜZELLİK , MODA , SAÇ BAKIMI , SAĞLIK , YAŞAM / 21 Şubat 2018

Kaşlar, gözlerin ve yüzün güzelliğini ortaya çıkaran, yüz bütünlüğünü ve ifadesini sağlayan, estetik açıdan çok önemli yapılardır. Saç ekimi kordinatörü Engin Sönmez, kaş dökülmesinin yüz ifadesini etkilediğini söyledi. Engin Sönmez, “Kaşlarımız duygu ve düşüncelerimizi belirtirken yüzümüzde oluşan jest ve mimiklere büyük bir katkı sağlamaktadır. Sadece kaş hareketleri ile duygular dışa vurulabilir, bazen söze gerek kalmadan söylenilmek istenilen şey anlatılabilir. Öyle ki, kişinin karşındaki kişi veya topluluğa olan inandırıcılığında ve etkisinde kaşlar büyük rol oynamaktadır” dedi. SIKCA ALINMA SONUCU KAŞ ZARAR GÖRÜR Kaşlar travmalar, yanıklar, kazalar ve bazı cilt rahatsızlıkları sonucu kaybedilebildiğini ifade eden Sönmez, “Günümüzde kaşların şekillendirilmesi moda akımlarının etkisinde de kalmaktadır. Bu akımların etkisiyle kaşlar alınarak şekillendirilmektedir ancak bir müddet ve sıkça alınma sonucu, kaş zarar görebilmekte ve kaşın bazı bölgeleri daha sonra kalınlaştırılmak istense dahi başarılı olunamamaktadır. Geçirilmiş travmalar, yanıklar ve bir takım cilt rahatsızlıkları sonucu kaybedilmiş, alım sonrasında tekrar yerine gelmeyen kişiler ve daha kalın kaş sahibi olmak isteyenler için kaş ekimi etkili bir yöntemdir. Kaş ekimi ense bölgesindeki dökülmeye dirençli saç köklerinin kaş bölgesine naklinden ibaret bir işlemdir. Kaş ekiminde kaşa verilecek yeni şekil anatomik sınırlar içerisinde kalarak, hastanın istekleri de dikkate alınmak sureti ile çizilerek planlanır” diye konuştu. AYRI AÇILARDA DİZİLİR Kaşların göz kapaklarının iç hizasından…

Sürekli Üşümek Hastalık Habercisi Mi?
SAĞLIK / 9 Kasım 2017

Kış aylarına giriş yaptığımız bu günlerde hava ısısındaki değişimler üşümeyi de beraberinde getiriyor. Çevre ısısının ani değişimlerine vücudun verdiği tepkiye üşüme deniyor. Sürekli yaşanan üşüme ise vücudun haber mekanizması olarak bir hastalığı işaret ediyor olabilir. Soğuktandır deyip geçmeyin. Enfeksiyon hastalıkları: Özellikle kış aylarında soğuk algınlığı, grip, bronşit ve zatürre gibi hastalıkların ilk belirtisi üşüme, titreme ve ateş olabiliyor. Anemi: Üşümenin altında yatan bir başka önemli neden ise toplumda “kansızlık” olarak bilinen anemi hastalığı. Önemli bir sağlık sorunu olan ve oldukça sık görülen anemi hastalığına kadınlarda daha sık rastlanıyor. Bunun sebebi ise yetersiz beslenme, katı diyet uygulama, aşırı kan kaybetme (uzun adetler nedeniyle) veya sindirim sisteminde emilim eksikliği olabiliyor. Tedavi olmadıkça üşüme ile başlayan halsizlik, çabuk yorulma ve çarpıntı gibi belirtiler giderek ilerliyor ve yaşamı olumsuz hale getiriyor. Hipoglisemi: Kan şekeri düzeyinin 50 mg/dl veya altına düşmesi “hipoglisemi” olarak adlandırılıyor. Ülkemizde 20 yaş üzerindeki her 10 kişiden birinde görülen hipogliseminin hızla tedavi edilmesi gereken bir sorun. Aksi halde bayılma, kalıcı veya geçici beyin fonksiyon değişiklikleri gibi hasarlar bırakabiliyor. Ayrıca sık tekrarlayan hipoglisemi atakları, hatalı beslenme ve kilo alımı diyabetin oluşma riskini yükseltiyor. Önlem alınmazsa hastaların üçte birinde 10-15 yıl sonra diyabet gelişebiliyor. Tiroit bezi hastalıkları : Vücudun metabolizmasını düzenleyen tiroit bezinin…

D Vitamini Eksikliğini Giderme Yolları
SAĞLIK / 26 Ağustos 2017

Bugün de “D vitamini mucizesi” ile ilgili diğer detayları yeniden hatırlatıyor, hepinize KEYİFLİ, HUZURLU, DİNLENCESİ VE EĞLENCESİ BOL BİR TATİL diliyoruz. VE KISA BİR NOT: Bayramda kısa bir tatil yapacağız. Affınıza sığınıyoruz. Bayram sonu görüşmek umuduyla… VARAN 1: Global bir D vitamini fakirliği var D vitamini eksikliği çok tartışılıp sık gündeme getirilen sağlık problemlerinden biri. Yalnızca bizde değil, hemen her ülkede ilk sırada yer alan, önemsenen bir konu. Amerika’dan Fransa’ya, Güney Afrika’dan Avustralya’ya pek çok ülkede özellikle kadın ve çocuklar bu sorunla baş başalar. Bir bakıma “GLOBAL” bir “D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ TEHDİDİ” var. Problemin bu kadar öne çıkmasının, bu denli sık konuşulmasının, sağlık uzmanlarınca sık gündeme getirilmesinin nedeniyse şu… VARAN 2: Ona neden “mucize molekül” deniyor? D vitamini, bir vitaminden daha farklı işlevleri olan bir madde. Beyin sağlığından kalp sağlığına, diyabetten hipertansiyona, bağışıklık gücünden kemik-diş sağlamlığına kadar onlarca sağlık parametresi vücudumuzda yeterince D vitamini olmasına bağlı. Miktarı azalınca bir dizi sağlık tehdidi gündeme geliveriyor. Kemikler daha zayıf, dişler daha çürük, bellek, bağışıklık daha zayıf oluyor. Damarlar, eklemler daha hızlı eskiyor. Beden sinsi ve ilerleyici bir ÇÖKME SÜRECİ içine giriyor. Bu nedenle de D vitamini eksikliğine karşı hepimizin uyanık, dikkatli, bilinçli olması, ona sadece bir vitamin veya hormon, bir “iyi hayat…

Migren Nedir?
SAĞLIK / 11 Ağustos 2017

Birçok kişinin, migrenin tedavisinin olmadığını sanması nörologları hep şaşırtır. Oysa migren için basit ve ucuz tedavi seçenekleri vardır. Yani migrenin tedavi edilebilir bir hastalıktır. Okan Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Bölükbaşı, migren ile ilgili tüm merak edilenleri anlattı. Migren krizi ne kadar sürer? Kişinin hissettiği ağrı ve sonrasındaki bulantı, halsizlik, duygusal değişimler, saçlı deride yanma gibi eşlik eden belirtiler; 4 ile 72 saat kadar sürebilir. Ancak nadiren bazı hastalarda kriz bir haftayı geçebilir. O zaman bu duruma “uzamış migren krizi” ya da “migren fırtınası” denir ki, tedavisi cidden zorlu bir süreçtir. Migren nasıl tedavi edilir? Prof. Dr. Okan Bölükbaşı, ”Migren, iki aşamada izlenir. Birincisi, ağrı kesicilerin kullanıldığı kriz tedavisi. İkincisi, ortalama altı ay süre ile hastanın her gün alması gereken haplarla yapılan koruma tedavisi. En güçlü ve en sık kullanılan koruma tedavisi ilaçları, anti-epileptik denen valproat ya da topiramat gibi epilepsi ilaçlarıdır. Daha düşük sıklıkla bazı anti-depresanlar da kullanılabilir” dedi. Bu ana tedavi seçeneklerine ek olarak yan etkisi olmayan ve yararlı ek ilaçlar neler olabilir? Düzenli kullanılan magnezyum tabletleri ya da B2 vitamini; migren koruma tedavisinde yararlıdır. Yan etki yoktur. Gebeler bile kullanabilir. Egzersiz (yürüyüş, koşu, bisiklet), migren belirtilerini hafifletebilir mi? Hayır, egzersiz migren yakınmalarını azaltmaz. Hatta şiddetlendirebilir….

Sarılmanın İnsan Üzerindeki 6 Mucizesi!
SAĞLIK / 27 Temmuz 2017

Bizi negatif şeyler kurtarmayacak. Bizi iyilik ve güzellik kurtaracak. Örneğin; sarılma kurtaracak. Neden mi sarılma? Çünkü hayat bir sarılmayla değişir! İşte her yönüyle sarılmanın faydaları! Vücudunuz oksitosin salgılıyor Oksitosin, bağlarınızı kuvvetlendiren ve sizi muhteşem hissettiren bir hormon türüdür. Sarıldığımız zaman vücudumuz oksitosin hormonu salgılamaya başlar. Hormon salgılandıktan sonra mutlu olur ve iyi hissederiz. Ve karşıdaki kişiye bağlanmaya başlarız. Bunun yanı sıra salgılanan oksitosin hormonu bağışıklık sistemini harekete geçirir. Güçlenen bağışıklık sistemi enfeksiyonlarla daha güçlü bir şekilde savaşır. 16 Acıyı azaltıyor Sarılmak direkt olarak acıyı azaltıyor. Oksitosin hormonu ile güçlenen bağışıklık sistemi acı eşiğini yükseltir. Bunu şuradan anlayabilirsiniz. Bir yakınımızın bir yeri ağrıdığında elimiz ile ovarız. Sarılma da bir nevi bu hareket gibidir. 26 Derin ilişkiler kurmayı sağlıyor Sarıldığımız zaman daha içten ve daha derin ilişkiler kurmaya başlarız. Bunun sebebi oksitosindir. Sarılma ile kuvvetlenen bağlar oldukça derin bir hal alır. Örneğin kadınlar doğum yaptıktan sonraki süreçte veya emzirme işlemini yaparken oksitosin hormonu salgılarlar. Bu hormon sayesinde kendilerini rahat ve ferah hissederek evlatlarıyla güçlü bağlar kurarlar. 36 Kan basıncı düzeliyor Sarılma sonrasında vücuttaki kan basıncı düzeliyor. Sinirler harekete geçiyor ve beyne kan basıncını düşürmek için sinyal gönderiyor. Bu da vücudun sakin bir hal almasına neden oluyor. 46 Vücudunuz oksitosin salgılıyor Oksitosin, bağlarınızı…

Oruç tutmanın reflü ve gastride etkisi!
SAĞLIK / 23 Haziran 2017

Ramazan ayında oruç tutmak vücudu alkol, sigara gibi zararlı maddelerden uzaklaştırır, kilo verilir, düzenli kılınan teravih namazları ile spor alışkanlığı oluşturulur. Ramazan ayının vücut, özellikle gastrointestinal sistem için sınav ayı gibi olduğunu söyleyen Liv Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Pata “Uzun süren açlık dönemleri mide asit ve pepsin salgısını arttırır ve bu durum şişkinlik, gaz, hazımsızlık gibi şikayetlere yol açar. Göğüs bölgesinde yanma, ağza acı su gelmesi öksürük gibi reflü yakınmalarında Ramazan ayında artış olabilir. Az az, sık sık yemek son derece önemli iken uzun açlıklar ve sonrası ağır öğünler reflü hastalığının aktifleşmesine yol açabilir” diyor. Prof. Dr. Cengiz Pata reflü ve ülseri olanların isterlerse oruç tutabileceğini ama şikayetleri belirginse gastroenteroloji hekimine başvurmaları gerektiğini söylüyor ve önerilerde bulunuyor. Haziran ayı gibi gündüzlerin uzun ve sıcak olduğu yaz dönemlerinde oruç tutulurken dikkat edilmesi gereken en önemli konu vücudun sıvı ihtiyacıdır. Günlük 2-4 litre arasında olan sıvı ihtiyacı yaz aylarında daha da artar. Sıvı ihtiyacını karşılamak için tüketilmesi gereken ana içecek sudur. İftar sofrasında çorba, cacık ve kompostogibi sıvı-elektrolit oranı yüksek besinlerin tüketilmesi, iftar ile sahur arasında soda, ayran gibi içeceklerin aralıklı olarak içilmesi de sıvı ihtiyacını karşılamak için gerekli. Doğrusu iftarla yatak arasında geçen sürede en az 2 litre, sahurda…

Gençlerde kalp ve damar hastalıklarının 5 sebebi!
SAĞLIK / 23 Haziran 2017

Anadolu Sağlık Merkezi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Haşim Üstünsoy, gençlerde kalp ve damar hastalıklarının artışının en önemli 5 nedenini anlatırken, çağımızdaki sağlıksız yaşam koşullarının tehdit ettiği genç kalplere dikkat çekti. Neden 1: Genetik faktörler Gençlerde kalp ve damar hastalıklarının artışının nedenleri arasında genetik faktörler en başta geliyor. Ailede, birinci derece akraba ve yakınlarda kalp ve damar hastalıklarının varlığı, riski oldukça artırıyor. Buna bir de edinsel risk faktörlerinin (erken yaşta sigara kullanımı, zararlı alışkanlıklar, stresli yaşam) eklenmesi ile genç yaşta bir bireyin kalp ve damar hastalıklarına yakalanması kaçınılmaz oluyor. Neden 2: Coğrafya Dünyada ve ülkemizde özellikle doğu bölgelerde batıya oranla, 25 ve hatta 18-20’li yaşlarda aort ve mitral kapak hastalıkları daha yaygın görülüyor. Bunun nedeni, doğu bölgelerde küçük yaşlardaki çocukların doktora götürülme sıklıklarının batıya göre çok daha düşük olması. Fakat elbette günümüzde doğu bölgelerinde bu durumun giderek azaldığını söyleyebiliriz. Neden 3: Geçirilen enfeksiyon hastalıkları Küçük yaşta geçirilen ve ciddi tedavi edilmeyen üst solunum yolu enfeksiyonları, cilt enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları 30’lu yaşlarda daha az, 40’lı yaşlarda ise sıklıkla görülen kalp kapak hastalığına dönebiliyor. Çünkü bu hastalıklardaki mikroplar kalp kapaklarını çok seviyor; eğer küçük bir hasar da varsa kan yoluyla kolayca kapaklara ulaşabiliyor. Neden 4: Bilinçsiz toplum Batı toplumlarında…

Çay tüketiminin genler üzerinde şaşırtan etkisi!
SAĞLIK / 23 Haziran 2017

Yeni bir araştırma, çayın kanser ve östrojen metabolizması ile etkileşime giren genler üzerinde değişikliklere neden olduğunu söylüyor. İşte araştırmanın ayrıntıları… Çay içmeyi seven bir toplum olarak bu araştırma bizleri yakından ilgilendiriyor. 113 Beslenme biçimi, sigara kullanımı ve kimyasallara maruz kalma gibi çevre ve yaşam tarzı faktörlerinin epigenetik değişikliklere neden olabileceği zaten biliniyordu. 213 Yapılan yeni araştırmada ise, çay ve kahve tüketiminin yol açtığı epigenetik değişiklikler çalışıldı. 313 Epigenetik değişiklikler, genlerimizi açıp kapatan kimyasal değişikliklerdir. 413 Çay içmeyi seven bir toplum olarak bu araştırma bizleri yakından ilgilendiriyor. Beslenme biçimi, sigara kullanımı ve kimyasallara maruz kalma gibi çevre ve yaşam tarzı faktörlerinin epigenetik değişikliklere neden olabileceği zaten biliniyordu. Yapılan yeni araştırmada ise, çay ve kahve tüketiminin yol açtığı epigenetik değişiklikler çalışıldı. Epigenetik değişiklikler, genlerimizi açıp kapatan kimyasal değişikliklerdir.

Evlenecek çiftlere SMA testi yapılacak!
SAĞLIK / 23 Haziran 2017

Sağlık Bakanlığı, bundan böyle evlenecek tüm çiftlere Spinal Müsküler Atrofi’li (SMA) testi yapılması için harekete geçti. Taşıcı olan çiftlere tüp bebek yapmaları önerilecek. Sağlık Bakanlığı, hareket sinir hücrelerinden kaynaklı bir hastalık olan Spinal Müsküler Atrofi’li (SMA) için farklı bir adım attı. 17 Bundan böyle evlenecek tüm çiftlere “preimplantasyon genetik tarama testi” yapılması için harekete geçen bakanlık, taşıyıcı olduğu tespit edilen çiftlere tüp bebek yapmalarını önerecek. 27 Buna göre embriyolar anne rahmine transfer edilmeden önce incelenecek ve sağlam genli embriyo anneye nakledilecek. Böylece bebeğin hasta doğması engellenecek. 37 SMA yılda ortalama 300 çiftte görülüyor. Bakanlık yaptığı çalışmada evlenecek çiftlere sadece SMA testi değil, “Talasemi” (Akdeniz Anemisi) testi de yapacak. 47 Sağlık Bakanlığı, hareket sinir hücrelerinden kaynaklı bir hastalık olan Spinal Müsküler Atrofi’li (SMA) için farklı bir adım attı. Bundan böyle evlenecek tüm çiftlere “preimplantasyon genetik tarama testi” yapılması için harekete geçen bakanlık, taşıyıcı olduğu tespit edilen çiftlere tüp bebek yapmalarını önerecek. Buna göre embriyolar anne rahmine transfer edilmeden önce incelenecek ve sağlam genli embriyo anneye nakledilecek. Böylece bebeğin hasta doğması engellenecek. SMA yılda ortalama 300 çiftte görülüyor. Bakanlık yaptığı çalışmada evlenecek çiftlere sadece SMA testi değil, “Talasemi” (Akdeniz Anemisi) testi de yapacak.

Ramazan’da sağlıklı beslenmenin kuralları!
SAĞLIK / 7 Haziran 2017

Ramazan boyunca hatalı beslenmek reflü, mide bulantısı, hazımsızlık, baş ağrısı, yorgunluk gibi şikayetlere ve kilo problemine neden olabiliyor. Peki, Ramazan’ı sağlıklı geçirmek için neler yapılabilir? Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Öçal, Ramazan’da düzenli ve dengeli beslenerek olası sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini ve uzun süren açlıkla başa çıkılabileceğini söylüyor. Öçal’ın Ramazan’da sağlıklı beslenme tavsiyeleri ise şöyle: 114 İftarı ikiye bölün İftarda boş mideye aniden yüklenmek hazımsızlık ve reflü nedeni olabiliyor. Bunun için iftarı 2 öğün şeklinde yapmaya özen gösterin. İlk öğünü çorba yanına salata ile yapın. 214 Bu ilk öğünden 30 dakika sonra protein kaynağı olan etli ya da tavuklu veya balıklı bir ana öğün yemeğinin yanına sebze yemeği olacak şekilde ikinci öğünü yapın. Ardından sahura kadar 1-1,5 saat arayla iki ara öğün yapmayı da ihmal etmeyin. 314 Karbonhidratlara dikkat! Karbonhidrata dayalı bir öğün (pilav, makarna, pide ve tatlıdan zengin) uzun saatler açlık nedeniyle düşen kan şekerinin hızla yükselmesine ve insülin salınımının artmasına neden oluyor. 414 Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Öçal, Ramazan’da düzenli ve dengeli beslenerek olası sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini ve uzun süren açlıkla başa çıkılabileceğini söylüyor. Öçal’ın Ramazan’da sağlıklı beslenme tavsiyeleri ise şöyle: İftarı ikiye bölün İftarda boş mideye aniden yüklenmek hazımsızlık…

Ramazan ayında ağız kokusuna bitkisel çözümler!
SAĞLIK / 7 Haziran 2017

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, sahur ve iftarda tüketilecek maydanoz, nane, zencefil, tarçın gibi bitkilerin ağız kokusunu engelleyebileceğini söyledi. Kökdemir, ağız kokusuna karşı iftarda bol suyla birlikte yeşil çay, sahurda ise bir bardak soğuk süt tüketilmesini önerdi. Ramazan ayında 17 saat sürecek oruç sürecinin, ağızda kuruluğa ve ister istemez ağız kokusuna yol açtığını, bunun da tüketilecek bitkilerle önüne geçilebileceğini belirten Diş Hekimi Pertev Kökdemir, Ramazan ayında ağız kokusunu önlemek için tavsiyelerde bulundu… İftardan veya sahurdan sonra dişler fırçalanmıyorsa gıda artıkları ağız kokusuna neden olur. Uzun süre temizlenmeyen ağızda, diş eti iltihabı başlar ve bu iltihap da kokuya yol açar. İftardan ve sahurdan sonra yemek artıklarını uzaklaştırmak için dişler mutlaka en az iki-üç dakika fırçalanmalı, sonrasında ise diş ipi ve gargara kullanılmalı. SAHURDA BİR BARDAK SOĞUK SÜT Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Bunun yanında ağız kokusunu engellemek için bitkilerden de yararlanılabilir. Maydanoz, nane, zencefil, dereotu, adaçayı, tarçın, yeşil çay, okaliptus, kakule, kişniş de ağız kokusuna iyi gelir. Kimi çiğ şekilde çiğnendiğinde, kimisi de çay şeklinde demlenip içildiğinde ağız kokusunun önüne geçer. Sahurda bir bardak soğuk süt içilmesi de kokuyu azaltır” dedi. SU YUTMAMAK ŞARTIYLA AĞIZ ÇALKALANABİLİR “İçinde alkol olan ağız gargaraları, ağız kuruluğunu daha da artırır. Dişleri fırçalamayıp sadece gargarayla diş üzerindeki plağı…

error: Content is protected !!